Mezopotamya’da Güneş Tutulmaları

Mezopotamyalılar için Güneş tutulmaları, tehlikeli ve korkutucu gelmiş olmalıdır ki; davullarla ve ağıtlarla gerçekleşen ritüellerle karşılanırdı.
Mezopotamya’da Güneş Tutulmaları

Shamash, cennetin ve yeryüzünün hâkimi, kil heykel, c. MÖ 2000-1750

Sümerler için Utu, Asuriler ve Babilliler için Shamash-Şamaş denilen güneş, Mezopotamya’nın en ehemmiyetli tanrılarından biriydi. Her gün doğudaki dağlarda bulunan cennet kapılarından ortaya çıkıp, semanı aşar ve sonra da batıda bulunan dağların cennet kapıları aracılığıyla ortadan kaybolurdu. Yolculuğunda her şeyi görürdü. Bu sebeple ona cennetin ve yeryüzünün hâkimi olarak kulluk görev edilirdi. Dünyadaki hayat kısa, sert ve acımasızdı. Adalete yönelik global çağrı ise yalnızca kolay bir “O Utu!” feryadıydı.

 

Shamash (ortada) cennetin kapıları süresince yükseliyor. Sippar’dan bir taş silindir damgasının çağdaş baskısı, c. MÖ 2300

Arada bir, bu varlık beklenmedik bir şey yapardı- gün ortasında kaybolurdu, dünyayı karanlık sulara daldırırdı! Mezopotamyalılar anlayamadıkları bir dünyada hayata talihsizliği içindeydiler. Küçük enfeksiyonlar ölümcül sonuçlar doğurabilirdi, kıtlık oldukça yaygındı ve adalet zorluydu. İnsanlar bu talihsizlikleri için dargın tanrıları, kötülük dolu şeytanları ve cadıları suçlamışlardı. Güneş tutulmaları, özellikle tehlikeli ve korkutucu gelmiş olmalıdır ki; davullarla ve ağıtlarla gerçekleşen ayrıntılı ritüellerle karşılanırlardı. Bu korkutucu vaziyet, antik bir şarkıda ise şöyle geçer: “Benim aşkım tutulmayı bile aydınlatan bir ışıktır”

 

Güneş tutulması esnasında ortaya çıkabilecek rastgele bir kötülükten kurtulmak için yapılan bir ritüel, Çıplak yazı ile yazılmış kil tablet, Uruk’dan, c. MÖ 200-100

İlahi istem konusunda ipuçları sema de dahil her yerde bulunuyordu. Akademik bir kaynak kitap, yalnızca astrolojik işaretlere dayanan 7000 kahinlik içermektedir. Gök kubbedeki hareketler yeryüzündeki olayların olmasına kapı aralamıyorlardı fakat burada olabilecek şeylere karşı ikaz yapıyorlardı:

“Hem sema, hem de yeryüzü kehanetler üretirler; ayrı ayrı görünmeleriyle beraber sema ve toprak birbiriyle ilişkili olduğundan aslında katiyen ayrı değillerdir. Semandaki, kötülüğe dalalet eden bir işaret, dünyadaki kötülüğün aynasıdır ve yeryüzündeki bir dalalet ise semana de yansır.”

Antik Kehanetler El Kitabı, çivi yazısı ile yazılmıştır kil tablet, MÖ 7. yüzyıl, Ninova.

Bir Mezopotamyalının gözünde uzaktaki yıldızlar, gökyüzünde ikizler, yengeç, aslan, terazi, akrep gibi resimleri oluşturuyordu. Bu resimler, her biri gökyüzünde 30 derecelik bir yer işgal eden ve 12 işaretten oluşan bir Zodyak’a isimlerini verecekti. Bugünkü zodyak işaretlerinin çoğu o zamandan türedi. Daha sonra kişisel burç özelliklerini de kazanmış olsalar da bugünkülerden oldukça farklılar:

“Yıl 243 (M.Ö. 69) 20. Nisannu’nun 9. Saatinde çocuk doğdu … o yıl 28. Abu’da (20 Ağustos) Leo’nun sonunda görülemeyen ama beklenen bir güneş tutulması … o çocuk … iyi şans … iyi şans azalacak.”

MÖ 69’da doğan bir çocuk için bir yapılmış şahsi yıldızname, Kil tablet, Babil

Antik dünyada Babiller, yıldız gözlem yetenekleri ile ünlüdürler. Onların yedi yüzyıllık programı, tüm tarihin sistematik astronomik gözlemlerinin en uzun dizilerinden biri olmayı hala sürdürüyor. Bu bilgi, doğuda Hindistan’dan Mısır’a ve batıda o vaktin dünyasında geriye kalan tek yer olan Yunan dünyasında ödüllendirildi. MS 2. asırda astronom Ptolemy, MÖ 747’ye kadar uzanan Babylon astronomik kayıtlarını hevesle çizdi. Ptolemy’nin kitabı Almagest (daha sonra İslam dünyasında verilen isimi ve Avrupa’veyahut bu şekilde erişmiştir), MÖ 16. asırda Kopernik devrimine kadar astronomiye hükmetti.

Sistematik astronomik gözlemlerin hayatta kalan en daha önceki kaydı, Kil tablet, MÖ 652, Babil

Mezopotamyalılar, tutulma konusunda son zamanlarda dolaşan kıyamet kuramlarını (önceden NASA tarafından çürütülmüş olan) alay konusu yaparlardı. Nibiru (aslında Nebiru ‘Geçiş’, Jüpiter seyyaresinin diğer bir isimi) güzellikle olumlanan bir seyyareydi ve Mezopotamyalılar onun hareketlerini gayet iyi biliyorlardı. Asur İmparatorluğu döneminde, Jüpiter görüldüğü vakitlerde gerçekleşen tutulmalar esnasında kralın savunması için yapılanlar dışında ritüellere ihtiyaç duyulmazdı.

 

Pierre Brebiette (1642), Dışarı Deus naturae patitur, İki feylesof, arka tasarıda bir antik şehrin bulunduğu bir tutulmaya şahit oluyorlar, Etching, 1617-1642

Bir Babil günü 360 birime bölünmüştü. Aynı birimler ile güneşin yörüngesini ölçmüşlerdi; bu 360 derece açıyı da dile getiriyor. Aynı şekilde, astronomide ideal sene on iki adet 30 günden oluşur ve bu da toplam 360 eder. Babiller, gerçeğin biraz daha karmaşık olduğunun farkındaydılar ve kaç ek birimin ilave etmesi gerektiğini ve bu ilave etmenin yapılması şart olan vaktini doğru bir şekilde saptadılar. Zamanlama çok ehemmiyetliydi. Sene süresince belirli günler çeşitli şeyler yapmak için bahtlı veya bahtsız olarak nitelendirilirdi. Astronomi ve astroloji tek bir sistemdi.

Yorumlar

Yorum yazabilmek için giriş yapın. Henüz kayıt olmadıysanız yeni hesap oluşturun.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!